SANAYI 313 NEW YORK VE PARIS FASHION WEEK’TE GÖRÜLDÜ
11.EKİM.2017
Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen New York Fashion Week ve Paris Fashion Week Sanayi 313 için yoğun geçti.
GENEL YAYIN YÖNETMENİ
Önerileri
HAFTA SONU KAÇAMAĞI
Geçtiğimiz hafta sonu Amsterdam’daydım. Çok huzurlu bir şehir.
ISTANBUL SANAYİ’YE İLHAM VERİRKEN
İstanbul şu günlerde çok hareketli.
INSTAGRAM
www.sanayi313.com
SANAYI 313 NEW YORK VE PARIS FASHION WEEK’TE GÖRÜLDÜ
11.Ekim.2017
  • 1.jpgInstagram - Sofie Valkiers Paris Fashion Week, September 2017
  • 2.jpgInstagram - Chloe King: Paris Fashion Week, September 2017
  • IG_791x602_1.jpgGigi Hadid:Paris Fashion Week, September 2017
  • IG_791x602_3.jpgGigi Hadid: New York Fashion Week, September 2017
  • IG_791x602_6.jpgLily Aldridge: New York Fashion Week, September 2017
  • IG_791x602_2.jpgCarolina Issa: New York Fashion Week, September 2017
Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen New York Fashion Week ve Paris Fashion Week Sanayi 313 için yoğun geçti. daha fazla oku
Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen New York Fashion Week ve Paris Fashion Week Sanayi 313 için yoğun geçti. Gigi Hadid, Lily Aldridge ve Carolina Issa New York Fashion Week’te Sanayi 313 giyerken görüldüler. Fashionata’nın kurucusu Sofie Valkiers ve Bergdorf Goodman’ın Halkla İlişkiler ve Sosyal Medyasının başındaki isim Chloe King ise, Paris Fashion Week sırasında instagram hesaplarından Sanayi 313 slipperlarını paylaştılar. Biz de hep takipteydik. 
HAFTA SONU KAÇAMAĞI
04.Ekim.2017
  • IG_791x602_2.jpgHotel Pulitzer Amsterdam
  • IG_791x602_3.jpgHotel Pulitzer - flower shop
  • IG_791x602_9.jpg
  • IG_791x602_1.jpgGuild of Holland
  • IG_791x602_5.jpgGuild of Holland
  • IG_791x602_6.jpg"Passage" - Mohau Modisakeng
  • IG_791x602_8.jpgAthenaeum Nieuwscentrum
  • IG_791x602_7.jpg
Geçtiğimiz hafta sonu Amsterdam’daydım. Çok huzurlu bir şehir. daha fazla oku
Geçtiğimiz hafta sonu Amsterdam’daydım. Çok huzurlu bir şehir. 
İlk başta kaldığımız otelin büyüsüne kapıldım. Hotel Pulitzer Amsterdam bizi tavana asılı bir piyano ve butik bir çiçekçi dükkânı ile karşıladı. Otelin içerisindeki eski portreler ve sanat eseri seçimleri çok başarılıydı. Oteldeki Janzs restoranda hem kahvaltı ettik hem öğle yemeği yedik. Yemekler de çok lezzetliydi. 
Kanalların yanındaki sokaklar ve sokaklardaki minik dükkanlar bana ilham verdi. Bunlardan biri “Guild of Holland’dı.” İçeride kendi elleriyle deriden aksesuarlar yaratan Andrea Monti ile tanıştık. Vitrindeki deri çantalar çok şık gözüküyordu. Amsterdam bir sanat şehri. O sokaklarda pek çok galeri gezdim. Mohau Modisakeng’in “Passage” (Pasaj) isimli video, fotoğraf ve performans çalışması çok hoşuma gitti. “Passage” köleliğin Afrika kimliğini parçalayışı ve kişisel geçmişleri yok edişi üzerine odaklanıyor. 
Cumartesi gecesi The Rolling Stones konserine gittik. Mick Jagger, Keith Richards ve Ronnie Wood’u sahnede görmek geçmişe yolculuk etmek gibiydi benim için.
Pazar günü dönmeden önce son durağım Athenaeum Nieuwscentrum oldu. Burası dergiler ve kitaplar dünyası. Dükkânın içerisinde kayboldum ve taşıyabildiğim dergilerde Sanayi 313’ün yenilenecek bloğu için yepyeni fikirler buldum. 
ISTANBUL SANAYİ’YE İLHAM VERİRKEN
30.Eylül.2017
  • IG_791x602.jpg
İstanbul şu günlerde çok hareketli. daha fazla oku
İstanbul şu günlerde çok hareketli. Contemporary İstanbul sanat fuarı çok yakın bir zamanda gerçekleşti, kuvvetli teması “iyi bir komşu” ile İstanbul Bienali tüm hızıyla devam ediyor, Ai Wei Wei sergisi ise Sakıp Sabancı müzesinde yer alıyor. Müzenin içerisinde açılan restoran ise İstanbul’un en kapsamlı yiyecek-içecek akademisi MSA tarafından hayata geçiyor. Wallpaper İstanbul City Guide yayımlandı. Sanayi 313 o sayfaların arasından bana bakarken mutlu oluyorum. 
Sanayi 313’ün her sezon değişen menüsü, Sonbahar Ayakkabı & Çanta koleksiyonu, içerideki iç mimari gelişmeleri, bana 313’ün bloğuna yeni bir soluk getirme ihtiyacını hissettirdi. Pek çok yeni konular paylaşıyor olacağız artık. Özel yazarlar tarafından yazılacak bu konular da isimler de şimdilik sürpriz olarak kalsın!
Takipte kalın derin…
GÜNNUR ÖZSOY İLE MİNİ RÖPORTAJ
28.Eylül.2017
  • 20170911-01-791x602.jpg
  • 791x602.jpgGünnur Özsoy
Heykeltıraş Günnur Özsoy’un atölyesi Oto Sanayi’de, yanı başımızda. Sadece komşuluk yapmakla kalmıyor, aynı vizyonu da paylaşıyoruz. daha fazla oku
Heykeltıraş Günnur Özsoy’un atölyesi Oto Sanayi’de, yanı başımızda. Sadece komşuluk yapmakla kalmıyor, aynı vizyonu da paylaşıyoruz. Geçtiğimiz hafta itibariyle sanatçının ikili heykel çalışması Sanayi 313’te sergilenmeye başlandı. Bu soyut formların 313’e yeni bir berraklık getirdiğini söyleyebilirim. 

90'ların sonunda yaptığınız bu ikili iş rengiyle öne çıkıyor. Şarap rengi size ne ifade ediyor?  
İlk olarak 1999 depremi sonrasında şarap rengini kullanarak bir seri heykel yaptım. Bunlar çaresizlik, hüzün ve burukluk duygularının neticesidir. Sanayi 313’de sergilenen ikili heykelim bu serinin devamı niteliğindedir. Sizin renge bordo yerine şarap rengi demeniz de çok hoşuma gitti. Çünkü ben de kullandığım renkleri bu şekilde tanımlamayı tercih ediyorum. Kurşun rengi ve patlıcan moru gibi… Böylelikle sanat anlayışım salt bir renk olmaktan ziyade başka kavramları da ifade eder oluyor. Örneğin Odysseia destanındaki şarap rengi bunlardan biridir.

Önceleri yatay olarak sergilediğiniz parçalar şimdi dikey olarak varlar. Sizce hayatınızdaki hangi değişimle beraber onlar da dönüştüler? 
Bir sanatçı olarak benim en büyük iddiam her zaman soyut heykeller yapıyor olmam, formlarımın organik dünyaya ait olması ve yönlerinin olmamasıdır. Herkes onları istediği gibi sergileyebilir. İzleyiciye bu özgürlüğü yaşatabilmek için heykellerimi bazen yatayda ve düşeyde, kimi zaman bir kaide üzerinde, kimi zaman ise tavandan sallandırarak sergilemişimdir. Amacım heykellerimin her türlü sergilenip kullanılabileceğine işaret etmektir.

313, atölyenizin de yanı başında olmasıyla beraber ilk günlerimizden beri sık sık geldiğiniz bir yer oldu. Bu çalışmanızın 313'te sergilenecek olması size neler hissettiriyor? 
Heykel pratiğim içinde mekanlarla kurduğum ilişki daha derin oluyor. Sanayi 313 de içinde olan nesneler ile sürekli bir yenilenme ve devinim içinde, bu da mekânı yaşar kılıyor. Sanat eserinin yeri sadece müze ve sergi salonları olmamalı, onları yaşatmanın yollarından biri de Sanayi 313 gibi yaşayan mekânlar vesilesiyle oluyor. 
MÜGE’NİN NICE DENEYİMİ
22.Eylül.2017
  • IG_791x602_img_7.jpg
  • IG_791x602_img_4.jpg
  • IG_791x602_img_3.jpg
  • IG_791x602_img_5.jpg
Belki de gidilecek en ideal tatil şehri. Havasıyla, deniziyle, yemekleriyle, manzaralarıyla ve müzeleriyle insanın içini açan bu şehir, şefimiz Müge’yi de yıllar sonra yeniden bambaşka bir şekilde etkilemiş. daha fazla oku
Belki de gidilecek en ideal tatil şehri. Havasıyla, deniziyle, yemekleriyle, manzaralarıyla ve müzeleriyle insanın içini açan bu şehir, şefimiz Müge’yi de yıllar sonra yeniden bambaşka bir şekilde etkilemiş. 

15 yıl sonra Nice’e gitmek benim için çok değişik bir heyecandı. 
Lise hazırlık yıllarımda Fransızcamı ilerletmek için yaz okuluna gidip uzunca bir süre güney Fransa’da bulunan Antibes’de kalmıştım. O zamanlar yemek algım şimdiki kadar açık değildi. Zamanla insanın ilgi alanları, merak ettikleri tamamen değişiyormuş. 
Tatilim boyunca bol bol yemek yedim, sayısızca semt pazarı gördüm, merak ettiğim müzeleri gezdim. Hatta tavsiyelerim de var. Antibes’e gitmişken Picasso’nun müzesini görmeden gelmeyin derim. Hayatımda gördüğüm en güzel manzaralı, ışıklı ve aydınlık sergi alanı diyebilirim. Resimlerin güzelliği ortamla birleşince insan gerçekten farklı bir dünyaya gitmiş gibi hissediyor. Musée Matisse ve Musée Marc Chagall’ın da görülmesini tavsiye ediyorum.
Sağlıklı yaşam yürüyüşlerim devam ettiği için, tatilde de erken kalkıp sabah rutinime devam ettim. Nice’teki Cours Saleya pazarı tam da yürüdüğüm saatlerde kuruluyordu. Sabah bahçeden toplanmış böğürtlenler, frambuazlar ve kabak çiçekleri inanılmaz görsel bir şölendi. Tezgahlara yerleştirdikleri sebzeleri ve meyveleri bavuluma doldurup buraya getirebilmeyi çok istedim. Bundan daha güzel bir fikirle sevdiğim tüm sebzelerin tohumlarından aldım ve tarlamıza ekmek üzere Güven Bey’e teslim ettim. Özellikle çok farklı tipte domates ve kabak tohumları getirdim. Bana en çok heyecan veren tohum ise hindiba ve kırmızı noktalı; İngilizcesi “freckles lettuce” olan benekli yeşil marul oldu. Umarım tohumlar tutar ve yepyeni sebzelerle güzel yemekler yapmayı başarabilirim.
Yemek konusunda çok başarılı şeyler yedik. Özellikle Cannes’da bulunan Coquillages Brun isimli restoran çok farklıydı. 1953 yılından bu yana açıkmış. Uzun zamandır bu kadar güzel ve taze deniz ürünü yememiştim. İstiridyeler, deniz salyangozları ve yengeçler çok lezzetliydi. O güne özel hazırlanan yengeçli risotto üzerinde deniz tarağı yedik. Tek kelimeyle mükemmeldi. En çok hoşuma giden şeylerden birisi ise insanların iş çıkışlarında bir içki içip evlerine gittiği mini kokteyl barlar oldu. Bu kültürün bizde de yaygın olmasını çok isterdim. Bence insanı mutlu eden bir şey bu.
Kısacası tatil benim için çok keyifliydi. Birçok yeni yemek fikri ve birikimle döndüm. Yeni menüyü takip edin derim….

Müge Ergül
SANAYİ 313’TE SONBAHAR
06.Eylül.2017
  • 791x602.png
Ağustos ayını geride bırakmanın verdiği hüznü yeniliklerle gidermeye çalışmak hep yaptığımız bir şey. daha fazla oku

Ağustos ayını geride bırakmanın verdiği hüznü yeniliklerle gidermeye çalışmak hep yaptığımız bir şey. “Okula geri dönüş”, “modanın ayaklanması”, “sonbahar sebzeleri” veya “eşofmanlarla televizyon karşısında yayılmak”. Bu fikirler gerçekten de insana iyi geliyor. 
Dün Symi’nin masmavi sularında yüzerken bugün evde yapılacaklar arasında beni en çok heyecanlandıran Sanayi 313’ün sonbahar koleksiyonunu incelemek oldu. Bir o ayakkabıya baktım, bir öbür çantaya… Kış ayları için heveslendim. 
Serena bu koleksiyonu Voltaire’in “İnsan, istediği an özgür olur” sözünden aldığı güçle yaratmış. Proust, Louis XIV, Botticelli ve Marie Antoinette; Voltaire’e eşlik ederlerken, yeni sezon ayakkabı modellerine isimlerini vermeyi de ihmal etmiyorlar. Yeni koleksiyonun içinde adeta bir masal diyarında hissediyor insan kendini. Favorim ise Antoinette’ler, en masalsı olanı!
SAĞLIKLI BİR MENÜMÜZ VAR ARTIK!
23.Ağustos.2017
  • 791x602.jpg
Instagram Story’de Müge’nin paylaştığı postlarda sabah yürüyüşlerine başladığını fark etmiştim. Sağlıklı yaşamın bir ucundan tutmaya başlayınca, gerisi de hemen geliveriyor. Sanayi 313 Bebek şubesi için sağlıklı bir menü oluşturmuş, bize detayları anlatıyor. daha fazla oku
Instagram Story’de Müge’nin paylaştığı postlarda sabah yürüyüşlerine başladığını fark etmiştim. Sağlıklı yaşamın bir ucundan tutmaya başlayınca, gerisi de hemen geliveriyor. Sanayi 313 Bebek şubesi için sağlıklı bir menü oluşturmuş, bize detayları anlatıyor.

Uzun zamandır sağlıklı menü üzerine çalışıyordum.  Sanırım tüm yenilikler ihtiyaçlarla birlikte ortaya çıkıyor.
Yediklerine dikkat eden insanları artık daha iyi anlıyorum. Yiyecekler konusunda bilinç fazlasıyla artıyor, yeme-içme trendleri değişiyor.
Rafine şeker, basit karbonhidratlar ve koruyucu madde içeren gıdalar artık neredeyse tüketilmiyor. Onun yerine protein ve lif bakımından zengin, besleyici, düşük glisemik endeksli gıdaların tüketimi revaçta. Beyaz un yerini badem ununa, şeker ise kuru meyveye bıraktı gibi gözüküyor.  Ayrıca son dönemlerde artan süt ve süt ürünü alerjilerine alternatif olarak badem sütü, soya sütü gibi gıdalar da tüketilmeye başlandı.
Ben de Sanayi 313 menüsüne sağlıklarına ve yediklerine dikkat eden misafirlerimizi düşünerek bazı eklemeler yaptım.

•    Zerdeçallı çırpılmış yumurta beyazı, pumpernickel ekmeği üzerinde avokado                                
•    Peynirli, pembe domatesli, fesleğenli kepekli dürüm, haşlanmış katı yumurta                
•    Detoks: Salatalık, maydanoz, yeşil elma, zencefil suyu
•    Sütlü, pişmiş yulaf ezmesi, agave şurubu, tarçın, muz    
•    Taze meyveli, şekersiz, hindistancevizi sütlü, lime kabuklu chia puding                

*Bebek şubemizde her gün servis ettiğimiz bu menüyü Maslak Şubemizde yalnızca cumartesi günleri tadabilirsiniz.
KEMAL TUFAN & SANAYI 313 BEBEK
15.Ağustos.2017
  • 791x602-1.jpg
  • 791x602.jpg
Kemal Tufan’ın işlerini yıllar önce görüp hayran kalmıştım. Doğadan ilham alan sanatçı ironik heykeller ortaya koyuyor. daha fazla oku
Kemal Tufan’ın işlerini yıllar önce görüp hayran kalmıştım. Doğadan ilham alan sanatçı ironik heykeller ortaya koyuyor. Her zaman dev veya mini boy objeler ilgimi çekmiştir. Küçük köşemiz Sanayi 313 Bebek’te, Kemal Tufan’ın büyük boyuttaki heykellerinin sergileniyor olması beni çok heyecanlandırdı, birbirlerine çok da yakıştılar. 

Kemal Tufan 1962’de Silivri’de doğdu. Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nü bitirdi. Yurt içi ve yurt dışında pek çok kişisel ve grup sergisi açan sanatçının açık hava heykelleri ise 34 farklı ülkenin çeşitli kentlerinde yer alıyor. 
FESTIVAL ERA ve YENİ KEŞİF
08.Ağustos.2017
  • Unknown-1-791x602.jpg
  • Unknown-791x602.jpg
Müzik editörü Figen Hazbay Barcelona’da katıldığı butik elektronik festivali anlattı. 2000 kişinin katıldığı festival bir çiftlik evinde gerçekleşmiş ve heyecan vericiymiş! Merak ettim doğrusu. daha fazla oku
Müzik editörü Figen Hazbay Barcelona’da katıldığı butik elektronik festivali anlattı. 2000 kişinin katıldığı festival bir çiftlik evinde gerçekleşmiş ve heyecan vericiymiş! Merak ettim doğrusu.
Barcelona’ ya araba ile bir saat uzaklıktaki Llagostera Kasabasındaki Festival Era 2000 kişilik Elektronik Müzik Festivali. Bir çiftlik evinin arazisinde gerçekleşen festival beni şehirden uzaklaştırıp doğa ve müzikle baş başa bıraktı. 
Gündüz başlayan festival sabah saatlerine kadar devam etti. Daha çok Katalan grupların sahne aldığı festivalde yeni müzisyenler tanıma fırsatı buldum. Beni en çok tatmin eden müzisyen, yeni keşif Awir Leon oldu. Fransa’da doğmuş, Amsterdam’da yaşayan müzisyen aynı zamanda yapımcı ve performans sanatçısı. İlk defa İspanya’da bir festivalde performans sergilemenin heyecanı sahne performansına mükemmel şekilde yansıdı.  Festival bittiğinde bu genç müzisyenin sesi halen aklımdaydı…
Tabii ki en çok sevdiğim gruplardan bahsetmeden olmaz. Daha önce Barselona’da tanımış olduğum Katalan gruplardan, Playback Maracas ve Animic. Bu iki grup da mükemmel performans sergilediler.
Küçük ve lokal müzik festivalleri beni nedense daha çok heyecanlandırıyor. Festival Era beni yanıltmadı!
ENİS’İN MYKONOS GÜNLÜĞÜ
01.Ağustos.2017
  • IMG_4831-791x602.jpgMarenga Milk Bar
  • IMG_4830-791x602.jpgMarenga Milk Bar
  • IMG_4834-791x602.jpgNikos' Shop
  • AS-791x602.jpgAlemagou
  • IMG_4837-791x602.jpgSunset at Alemagou
  • thumb-791x602.jpgPrincipote
  • IMG_4833-791x602.jpgScorpios
  • IMG_4836-791x602.jpgEnis' niece on board
Enis Mykonos tatilini anlatıyor. Orada geçirdiğimiz zaman kadar, yazdıklarını okuması da çok keyifliydi. daha fazla oku
Günüme Marenga Milk Bar’da başlıyorum. Soğuk bir kahve içerken tadını hiç unutmayacağımı bildiğim bir çırpılmış yumurta yiyorum. Karşımda tatlı bir kız oturuyor, kim olduğunu boşver şimdi.  Mykonos’un tepelerinde olabildiğince primitif bir titreşim yayan bu yer keşfetmek için birebir. Bambu tavanları, beton zemini ve içimizi ısıtan doğal renkleri ile iyi hissettiriyor insana kendini. Servisin yavaşlığına rağmen sahibi Angela’nın gülümsemesi ile ayrılıyorum oradan.
Araba kullanmayı sevmiyorum, özellikle de bir adada! Uber gibi bir şey buldum ve birkaç dakika her şeyin nasıl da hızla yayıldığını düşündüm. 
Ardından Nikos’un dükkânını ziyaret ediyorum ve soğuk bir sudan başka bir şey içemiyorum, hava çok sıcak ve pırlantaların arasında kaldıkça sıcaklık artıyor.
Keyifli bir seyahat olacak biliyorum. Alemagou, Principote/ Panormos ve Pazar gününün vazgeçilmez noktası Scorpios listemden bana göz kırpıyor. Teknede kalıyorum ama bu sefer yelkenli bana dalgalı denizden başka hiçbir şey vermiyor. Mykonos tekne ile kalmak için uygun bir ada değil. Ama beraber seyahate çıktığım ailem ve sekiz aylık ananasım, yeğenim rüzgârın hızını, dalgaların beyaz köpüklerini yatıştırabiliyor. Ananas ile bu tatil alıştık birbirimize, sakallarımdan korkuyor ama ben kesemiyorum.
Geceyi neredeyse her seferinde gündüze bağlayan bu adanın sokaklarında kaybolmayı seviyorum. Astra’yı ararken karşıma Interni çıkıyor. Güzel bir parti var gibi ama yüzler hep tanıdık. Ben ise turist olmaya devam etmek istiyorum!
Liste aklımdan çıkıyor ve sadece kafamı boşaltıyorum. Koursaros isimli, Japon mutfağından esinlenen bir balıkçıda buluyorum kendimi. Menüde Japon içkisi Sakeyi görünce mekân daha çok hoşuma gidiyor. Ardından üniversite arkadaşlarımla beraber şehrin içinde konumlanan Astra’ya gidiyorum. Bir plan yok hala! Sonuna kadar da öyle gitti.
Pazartesi sabahı güneşin doğmasıyla beraber, kafa boşaltmak için gittiğim tatildeki kamaramda kendimi ofise ışınlanmış gibi hissettim. Telefon, e-mail ve günlük hayatta istemeden esiri olduğumuz her şey bana gülümsemeye başlıyor.
En yakın zamanda geri gidiyorum...
Displaying results 1-10 (of 253)
  < 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10  > 
© 2014 SANAYİ313 All rights reserved.